Aktım, çalkandım, bulandım, duruldum; "hayat" denen güzele vuruldum.

 
nav top

 

İnsan Okumayı Seven Adam

 İlk gördüğümde "Ne kadar da duygusal görünüyor" diye düşündüm. Sonra balık burcundan olabileceği aklıma geldi. Gerçekte burçlara inanmam; gerçeği yansıtmadığını düşünürüm, ama yine de bu konuda yorum yapmaktan kendimi alamam.

Hayatı devamlı sorgulayan bir insan. Kendi kendine sürekli düşünen ve sürekli sorular soran bir insan. İyi bir gözlemci. Hep öğrenmek istiyor, hep okumak istiyor. En çok da insanların içini. Öğrencileriyle konuşurken onları çözmeye çalışıyor. Şifreleri çözdükçe mutlu oluyor. Bizlere bilgi vermekten çok, bizlerden bilgi almayı ön plânda tutuyor. Hayatı yaşıyor, yaşarken hep bir amaç buluyor kendine. Belki de insanlara öğretmek istediği de bu.

Farklılıkları hemen fark ediyor. Ayrıntılara önem veriyor. Sıra dışı olmayı, abartmadan başarıyor.

Lisedeyken kompozisyon yazmaktan nefret ederdim. Onun derslerinde ise ne zaman yazacağımızı düşünüyorum. Bence insan en iyi yazı yazarak içini dökebilir. Bu konuda yetenekli olabilmeyi çok isterdim. Onun dersinde "Yazı yazarken belki küçük bir yetenek bulur bende" umudunda oldum.

Onun dersinde çok huzurluyum. Onu dinlemek bana huzur veriyor.

G. Öztürk

Karakistan Cumhuriyeti

Başkenti: Eğitim Fakültesi.

Para Birimi: Vize, Final, Bütünleme.

Resmî Dili: Doğal olarak Türkçe.

En Uzun Akarsuyu: "Richard" ile başlayan tüm romanlar.

Hobileri: Öğrencileri.

Fobileri: Bir yorum yapamayacağım.

Dağları: Yanardağ konumunda, dersinde konuşan öğrenci oldu mu patlar.

Sevdiği Kuş Türü: Martı.

Ö. D. Karaağaç

Onun İlkokul Öğretmeni Olmasını İsterdim

Türkçe, eskiden beri sevdiğim ve başarılı olduğum bir dersti. Dersi sevdiğim için de bu güne kadar öğretmenlerimle pek ilgilenmedim. Ta ki onu görene kadar.

Dersine girmeye başladıktan sonra özellikle öğretmen yönü değil, kişiliği ilgimi çekmeye başladı. Bize getirdiği yazılar, okuduğu şiirler, konuşmaları, görüşleri ve fikirleri; çok hoştu. Çünkü okuyordu ve en önemlisi de yazabiliyordu. Güzel yazı yazmak en büyük isteklerimden birisi olduğu için onu çok takdir ettim. Ayrıca bu güne kadar işlediğimiz sıradan dersleri eğlenceli bir hâle getirerek beni olmasa bile, diğer arkadaşlarımı derse bağladı; onlara Türkçeyi sevdirdi. İçlerinde olduğum için biliyorum ve bu çok hoşuma gidiyor.

Onun ilkokul öğretmeni olmasını çok isterdim. Küçük çocukların onun gibi bir öğretmenden Türkçeyi öğrenmeleri çok büyük bir şans olurdu.

Adsız

Bu Olaydan Sonra Kendime Güvenim Geldi

 

Türkiye Türkçesi dersini sevmemdeki en büyük sebep sizsiniz. Davranışlarınız, konuşmalarınız, bizi derse teşvik etmeniz, bizi düşünmeniz sizi sevmemi sağlayan birkaç nedenden biridir. Bana göre bir öğrencinin dersi sevip sevmemesi hocaya bağlıdır. Sizi sevdiğim için dersinize elimden geldiği kadar önem gösterdim.

19 yaşında bir öğrenciyim ve Türkiye Türkçesi dersini orta okul ve lisede “Dil Bilgisi” olarak görüyordum. Oldum olası bu dersi hiç sevmedim. Lisedeki sınavlarımızda dil bilgisi ve edebiyat bir olduğu için edebiyatları yaparak geçmiştim. Üniversiteye başladığımda tek korktuğum ders Türkiye Türkçesi dersiydi. Birinci döneme bu ön yargıyla başladım ve başarılı olamadım. İkinci döneme geldiğimizde en kolay konu olduğunu düşündüğüm ses bilgisini yapamayan insanın yapı bilgisini hiç yapamayacağını düşünüyordum. Kök, gövde, fiilden isim yapma eki, fiilden fiil yapma eki vb. hiç bana göre değildi.

Bir gün uygulamalı dersinizde beni tahtaya kaldırdınız. Sınıf dopdoluydu. Elim ayağım titriyordu. Zaten hiçbir şey bilmiyordum. Dedim "Rezil olacağın an, bu andır herhalde". Sonra tahtaya doğru ilerlerken siz bana "Yapamadığın yerde sor, ben sana yardımcı olacağım" gibi bir şeyler söylediniz; az da olsa rahatlamıştım. Arkadaşlarım ve sınıftakiler anlamadan sizin yardımınızla soruyu nihayet bitirmiştim. Yerime geçerken sınıfa dönüp soruyu yaptığım için bana teşekkür edip tebrik etmeniz beni yerin dibine soktu. Sonuçta soruyu sizinle birlikte yaptım ve bir şey bildiğim de söz konusu değildi. Sizin gibi büyük bir hoca bunu yapmayabilirdi. Sınıfın önünde beni rezil edebilir, küçük düşürebilirdiniz. “Kaç yaşına gelmiş, bunları bilmiyor” diyebilirdiniz. Ama siz böyle yapmadınız.

Bu olaydan sonra kendime güvenim geldi ve sizin dersinize dört elle sarıldım. Size göre basit olabilecek bir konu, benim sizin dersinizi sevmemi sağladı. Elimden geldiği kadarıyla yapmaya, öğrenmeye çalıştım. İnşallah emeğinize karşılık verebilmişimdir.

İşte hocam benim Türkiye Türkçesi maceram böyle... :)

Ben sizin iyi bir hoca olduğunuzu,  dersi güzel anlattığınızı, almak isteyene çok şey verdiğinizi düşünüyorum.

Y. Balcancı

spacer

Özgeçmiş  |  Yayınlar  |  Projeler  |  Hakkında  |  Şiirler |  Bağlantılar  |  İletişim

Design by JSB Web Templates

15.05.2008'den Beri Ziyaretçi Sayısı